Menü

Anket

Sitemizi Beğendiniz mi?
Evet (%76,4)
Hayır (%19,6)
Kararsız (%3,93)

Toplam Oy: 178

Tüm Anketler

Takvim

« Temmuz - 2014

»

PT SL ÇŞ CM CT PZ
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31

İstatistikler

 Toplam Hit: 529980
 Sitede Aktif: 1
 Ip: 54.81.211.100
 Browser: Default - 0.0
 Toplam Kategori: 12
 Toplam Blog: 537
 Toplam Yorum: 20
 Toplam Resim: 6
 Toplam Mesaj: 3

Etiket Bulutu

adayname akrostiş anı Bedford, Araba sevdası Çocuk Edebiyâtı Çocuk Şiirleri eymür eymür köyü eymürname HAYAT HİKÂYESİ köy yazıları köyname Manzum Fıkralar mızrap Nasreddin Hoca nuri kahraman okul edebiyatı ordu şiir ulubey

Blog

RSS Takip Tavsiye Et İndir (.doc) Okunma: 412
MEZAR ÜSTÜ ÇİÇEKLERİ..

BAYRAM ÖNCESİ, GREV GÜNCESİ.. BAYRAMLARI BAYRAM YAPAN..

MEZAR ÜSTÜ ÇİÇEKLERİ…

Bu bayram, daha arifesinden başlamak sûretiyle güzel ve bereketli geçti. Arife günü, önceleri gide geldiğimiz mezar üstlerinin hepsine de uğramak nasîp oldu. İnsanlarımız dirilere gitmeden önce ölüleriyle hem hâl olup bayram vaziyetini alıyordu. Çünkü bayram, ölüsüyle dirisiyle herkesi buluşturan bir coşku biçimiydi. Onlar unutulmamalıydı ki, yarın bizler de unutulmayalım! Hem, hayat ölümle bitmiyor, gerçek boyutunu kazanıyordu. Bayram bir bakıma, onlarla bütünleşebilme duygusuyla anlam kazanabiliyordu.

Bir ucu sonsuza varmayan bayram hakîkî bayram olamazdı. Bunun için de örfümüz, bayram arifesinde yollarımızı mutlak mezarlıklara uğratıyordu. Belki de biraz, bayram diyerek, seyran diyerek,  sevinç ve neşenin ölçüsünü kaçırmayalım diye!

Ama, yer kabristan da olsa şakalar, takılmalar sürüp gidiyor. Hayat da bir şaka gibi değil mi zâten sonsuz hayâtın aynasına vurduğumuzda?! Gerçi, gerçeğinden daha ciddî bir şaka! Çünkü, sonsuz hayâtın meyvelerinin tarlası bura. Hiç de şakaya, boşluğa ve boş bulunmaya gelmez aslını sorarsanız!

ÖLÜMÜN YÜZÜ!

Evet, mezar üstlerinde ağlansa da, sızlansa da, ölenler için yanılıp-yakılınsa da, yine de kimse ölmek istemiyor. Nitekim o gün uğradığımız mezarlıklardan birinden tam çıkarken diğer bir grup çıka geldi. Karşılaşınca, özellikle bayramdan bayrama görüşme imkânı olabilen yakınlarla ister istemez hasbihâl ediliyor ayaküstü de olsa. O arada 50-55 yaşlarında biri 70’ine yaklaşmış akrabası bir teyzeye takılıyor:

<!--[if !supportLists]-->-         <!--[endif]-->Yenge; Hasan Amca, bir kenarda tek başına yatıyordu zavallı!

Teyze, daha bir şey söylenmesine fırsat vermeden ânında yapıştırdı cevâbı:

            -     Aman aman yalnız yatsın; aman, lâzım değil!

Tamâmen soğuk bir duş etkisi yaptı sözler. Hani ne derler; “ölümün yüzü soğuk!”

Bir de şöyle bir söz var; “Herkes cennete gitmek ister lâkin, kimse ölmek istemez!” diye. Görüldüğü gibi, aynen öyle!

Ölümün şakası bile güzel gelmiyor. Kaldıramıyoruz insanlar olarak. Ama, istemesek de başlara gelecek. Ne mutlu tedbirli olabilenlere!

Hz.BİLÂL-İ HABEŞÎ, MÜMİNLERİN KARDEŞİ!

            Çakalçıkmaz’da, bana adını verdikleri, babamın anadan dedesi Nûri ODABAŞ (Gümüşhâneli Nûri Ağa diye mâruf) ve âilesi yatıyor. Mezarları, Boztepe Hastânesi’nin olduğu yerdeydi. İnşaat sebebiyle buraya taşındı. Genellikle ilk orayı ziyâret ediyoruz.

Ve genellikle ben oradan sonra, aynı mezarlıkta yatan ve 1992 yılında oraya defnettiğimiz Ünyeli, Hâfız Mahmut YILDIZ Ağabey’i de hep ziyâret etmeye, bir fâtiha olsun okumaya çalışırım. Kendisi Ordu İmam-Hatip Okulu’nun ilk mezunlarından, bizim nesle ağabeylik etmiş, çok babacan ve hizmet mesleğinin önde gelen dirâyet ve kâbiliyetlilerinden birisiydi. Aynı zamanda Osman ALTAŞ Hocamızın da dâmadı olan Ağabeyimiz, gerek insan, gerek hoca, gerekse öğretmen olarak, bizim câmianın yıldızlarındandı. Allâh rahmet eylesin.

            Bu defâ da ziyâret ettim mezarını. Bir fâtiha, üç ihlâs okuduktan sonra duâ ederken, merhûmun sesinin gürlük ve güzelliğinden ilhâmla şöyle bir cümle döküldü ağzımdan:

            -   Allâh’ım, onu Hz. Bilâl Efendimiz’e yoldaş eyle! Bizleri orada buluştur!

Nasıl, güzel bir duâ olmuş değil mi? Kendimizi de araya sıkıştırmışız! Neden olmasın? Rabbimizin lûtuf ve keremine had ve hudud var mı? O buyurmuyor mu, rahmetimden ümit kesmeyin diye?!

NÜKTE TOPRAĞI

            Daha nice nükte ve hikmetler gizli bizim toprağımızda. Yeter ki duyargalar açılsın, etrâfa dikkât gözüyle bakılsın, bir şeyler görülmeye çalışılsın. Aslımız toprak değil mi zâten? İnsan ona kavuşunca yuvasına kavuşmuş oluyor sonuçta. Orada neşelenmesi, çiçeklerle, böceklerle, ağaçlarla yârenlik etmesi, hattâ biraz şımarması çok olağan değil mi?

Meselâ, mezarlıklarda doğayla birlikte kendi doğanızla da buluşuyorsunuz. O çiçekleri görünce, susamlara toslayınca, çimenleri çiğnedikçe, rüzgâr sonbahar yapraklarını yollarınıza serdikçe, çevrenize serpiştirdikçe, bu dünyânın parkelerden, mermerlerden, karolardan, taşlar, plâstikler, vernik ve sayısız kimyasallardan ibâret olmadığını hissediyorsunuz. Tabiatın sâdelik ve yalınlığı kuşatıyor sizi. Rûhunuz diriliyor, kâlbiniz duruluyor. Mezarlıklar, bir yandan ölümü hatırlatırken diğer yandan sizi kendiniz ve gerçeğinizle yüzyüze getirerek âdetâ yeniliyor.

            Öbür yandan, kimileri Kur’an okurken, kimileri de çapalama yapıyor kabir çevresinde. Yanlarına kazma-kürek, bıçkı-bıçak almış ayrık otları temizliyorlar. Çiçekleri düzenliyorlar. Genelde, giyim-kuşam îtibârıyle de nispeten derlenme-toparlanma çabaları göze çarpıyor. Mezarların hem içini, hem de dışını güzelleştirmeye çalışıyorlar.

Yüce Rabbimiz, bu çabaları yaygınlaştırmak sûretiyle kendi içimizi ve dışımızı ve de tüm hayâtımızı güzelleştirmeyi, böylece güzel insanlar arasına karışarak Efendimize komşu olmayı ve her şeyden önce bundan böyle bu şuurla yaşamayı bizlere nasîp eylesin inşâllâh. Âmin…

Sonuçta hepimiz, bir müddet sonra evlerimize, yuvalarımıza, kendi âlemlerimize doğru akıp gitmiş ve gidecek olsak da, ziyâret için geldiğimiz bu yerlerin dönüşü olmayan yolcularıyız. Mezar çiçekleri de bu yolun cennet işâretleri gibi. Ne mutlu sâdece üsttekilerine değil, toprağın altındaki çiçeklere de ulaşabilenlere.

Yüce Mevlâ, o sonsuz bayramın çiçeklerini görenlerden eylesin cümlemizi ves’selâm…

 

ORDU HAYAT GAZETESİ

02.12.2009

  # Yorum Yaz #

İsim :

Yorum :
(Max. 400 Karakter)

 
» Benzer 5 Konu
 Konu Başlığı Tarih Okunma
  - İŞTE SANA CENNETİN ANAHTARI 3/25/2012 313
  ..GİDİYOR HÂTIRALAR... 3/26/2012 305
  10 OCAKtan 12 EYLÜLe YÜRÜYENLER... 3/26/2012 309
  17 YIL ÖNCE BU GÜN 3/26/2012 312
  28İNDEN 22SİNE ŞUBAT DEFTERİ 3/25/2012 291

En Çok Okunanlar Son Yorumlananlar Hakkımda
AKROSTİŞ YAZILARI (2678)
FOTOĞRAF-NÂME (2492)
EYMÜR-NÂME 3 (2362)
EYMÜR-NÂME 1 (2038)
MODA-NÂME (1782)
Bedford-nâme (1707)
Nûri KAHRAMAN (1705)
BAYRAMLAŞALIM DOSTLAR! (1670)
EYMÜR-NÂME 2 (1659)
POPÜLER MASONLAR ORDUDA (1642)
MODA-NÂME (3)
AKROSTİŞ YAZILARI (4)
FOTOĞRAF-NÂME (3)
BAYRAMLAŞALIM DOSTLAR! (2)
EYMÜR-NÂME 1 (4)
 

Www.GirdapTasarim.Com Tarafından Hazırlanmıştır...